Üretmenin bedeli!
Antalya Süs Bitkileri, yetiştirdiği topraksız ürünleri yaklaşık kırk ülkeye ihraç eden ve 150’yi aşkın istihdam sağlayan öncü bir sektörel kuruluş. Antalya’da Antalya Süs Bitkileri’nin geçtiğimiz ocak ayı sonunda yaşadığı Aksu Çayı taşkını sonucu üretim sahasında iki metreyi bulan su baskını sektörel sorunlar açısından örnek bir olay.
Yağmurla gelen taşkın sonucu oluşan afet ise halen devam ediyor. Oysa Aksu Çayı taşkınını önlemek için idare çalışmalara 2011 yılında başlamış. Ancak taşkını önleyecek sedde çalışması 2026 yılı itibariyle Antalya Süs Bitkileri’nin 500 dönümlük üretim alanının hizasını geçememiş ve nedense orada durdurulmuş.
2022 yılında taşkın riskine karşı önlem alınması amacıyla ilgili tüm kurumlara başvuruda bulunan bir firma, sedde çalışmalarının tamamlanmasını talep etmesine rağmen süreçten sonuç alamadı. 2023 yılında yaşanan taşkın ise firmada ciddi maddi zarara yol açtı. Bunun üzerine firma, zararın tazmini için sorumlu kurum olarak gösterdiği Devlet Su İşleri aleyhine dava açtı. Ancak mahkeme sürecinde, bilirkişi raporunun başka bir ilçedeki yağış verilerine dayanması ve ilan edilmiş bir afet kararı bulunmamasına rağmen idarenin sorumluluğunun ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle dava reddedildi.

Firma ise idarenin yıllar önce taşkın riskine ilişkin kendi tespitleri doğrultusunda bir önleme projesi başlattığını, ancak bu çalışmanın tamamlanmadan bırakıldığını savundu. Bu iddiayı desteklemek amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerine hazırlatılan uzman mütalaası mahkemeye sunuldu.
Firma, kararın delil değerlendirmesi açısından hatalı ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin yükümlülüğünün anayasal bir ilke olduğu vurgulandı. Dosyanın şimdi Bölge İdare Mahkemesi tarafından inceleneceği ve özellikle iklim ve afet uzmanlarının hazırladığı teknik raporun nasıl değerlendirileceği merak konusu. Verilecek kararın, idarenin sorumluluğu ve kamu zararlarının tazmini açısından emsal niteliği taşıyabileceği belirtiliyor.
Antalya Süs Bitkileri 3 yıl içinde ikinci defa ağır bir zarar görmüş. Ne diyelim… İdarenin hukuku üreticiyi dikkate almayarak kamudan ve idareden yana karar alınmasına yol açıyor. Peyzaj ve süs bitkisi üreticileri doğal afetler karşısında en korunmasız sektörlerden biri. Örneğin TARSİM (Tarım sigortası) açık alanda sunulan veya yetiştirilen ürünleri kapsamıyor. Geldiğimiz nokta gerçekten çok üzücü.
Üretmenin bedeli!
Antalya Süs Bitkileri, yetiştirdiği topraksız ürünleri yaklaşık kırk ülkeye ihraç eden ve 150’yi aşkın istihdam sağlayan öncü bir sektörel kuruluş. Antalya’da Antalya Süs Bitkileri’nin geçtiğimiz ocak ayı sonunda yaşadığı Aksu Çayı taşkını sonucu üretim sahasında iki metreyi bulan su baskını sektörel sorunlar açısından örnek bir olay.
Yağmurla gelen taşkın sonucu oluşan afet ise halen devam ediyor. Oysa Aksu Çayı taşkınını önlemek için idare çalışmalara 2011 yılında başlamış. Ancak taşkını önleyecek sedde çalışması 2026 yılı itibariyle Antalya Süs Bitkileri’nin 500 dönümlük üretim alanının hizasını geçememiş ve nedense orada durdurulmuş.
2022 yılında taşkın riskine karşı önlem alınması amacıyla ilgili tüm kurumlara başvuruda bulunan bir firma, sedde çalışmalarının tamamlanmasını talep etmesine rağmen süreçten sonuç alamadı. 2023 yılında yaşanan taşkın ise firmada ciddi maddi zarara yol açtı. Bunun üzerine firma, zararın tazmini için sorumlu kurum olarak gösterdiği Devlet Su İşleri aleyhine dava açtı. Ancak mahkeme sürecinde, bilirkişi raporunun başka bir ilçedeki yağış verilerine dayanması ve ilan edilmiş bir afet kararı bulunmamasına rağmen idarenin sorumluluğunun ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle dava reddedildi.

Firma ise idarenin yıllar önce taşkın riskine ilişkin kendi tespitleri doğrultusunda bir önleme projesi başlattığını, ancak bu çalışmanın tamamlanmadan bırakıldığını savundu. Bu iddiayı desteklemek amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerine hazırlatılan uzman mütalaası mahkemeye sunuldu.
Firma, kararın delil değerlendirmesi açısından hatalı ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin yükümlülüğünün anayasal bir ilke olduğu vurgulandı. Dosyanın şimdi Bölge İdare Mahkemesi tarafından inceleneceği ve özellikle iklim ve afet uzmanlarının hazırladığı teknik raporun nasıl değerlendirileceği merak konusu. Verilecek kararın, idarenin sorumluluğu ve kamu zararlarının tazmini açısından emsal niteliği taşıyabileceği belirtiliyor.
Antalya Süs Bitkileri 3 yıl içinde ikinci defa ağır bir zarar görmüş. Ne diyelim… İdarenin hukuku üreticiyi dikkate almayarak kamudan ve idareden yana karar alınmasına yol açıyor. Peyzaj ve süs bitkisi üreticileri doğal afetler karşısında en korunmasız sektörlerden biri. Örneğin TARSİM (Tarım sigortası) açık alanda sunulan veya yetiştirilen ürünleri kapsamıyor. Geldiğimiz nokta gerçekten çok üzücü.








